Bazı varlıklar hep yalnızdır. Doğuşlarından ya da
varoluşlarından üzerine geçirilmiş bir kaftan olarak taşırlar omuzlarında
yalnızlığın tüm ağırlıklarını. Kaderin tezgâhlarında dikilmiş, örülmüş, bazen
de biçimlenmiş bu kaftan sahibinin ruhunun derinliklerindeki paylaşma arzu ve
ihtiyacını kendine ve kendi gibi olmayanlara hissettirmez.
Yalnızlık nedir? İyi midir, yoksa zavallılıktan farkı yok
mudur, gerçek yalnızlar bu soruların anlamını bile bilmezler. Çünkü aslında
yalnızlık kendinle baş başa kalmak değil, kendini hesaba katmamaktır. Yani
yalnızlık kendin dışında herkesle olmaktır. Yüreğinde ideal bir ışık, aklında
temiz bir ufuk ve çevresinde baktığında hüzünlenecek kalabalıkları barındıran
kişidir yalnız.
Bir yalnız asla yalnızlık çekmez. Etrafında kalabalıklar
doğurmayan, çevrelerine güneş gibi şefkat kollarını hissettirmeyen, toprağın
bağrına damla olup düşmeyen yalnız, henüz yalnız olamamış ya da kalamamıştır.
Eski bir yalnız
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder